image1

Antik Ülke Ermenistan

Ermenistan, tarihinin unutulmuş ve tozlu en eski sayfalarına konu olabilmiş antik bir ülke. Ermenistan adından MÖ 22. yüzyıla ait Akat Kralı Naram Sin’in anıtlarında bahsedilir.  Armenya ülkesine Fars (Pers) İmparatoru I. Darius'un MÖ 521 tarihli 3 dilli Bisutun Anıtı'nda da rastlanır. MÖ 399 yılında bölgeyi gezerek ayrıntılı tasvirler yapan Yunan tarihçi Ksenofon'un eserinde ise ülke adı Armenia olarak geçer. 1. yüzyılda Tarihçi Strabon’un “Coğrafya” adlı eserinde Armenia’nın sınırlarından bahsedilir. 


Tarihte genel olarak Ermenistan bölgesinde yaşayan halk “Armenler” ülke ise “Armenia” adı ile anılmıştır. Ermeniler ise kendilerine “Hay” ülkelerine “Hayasdan”, dillerine ise “Hayeren” demişlerdir. Ermeniler, Ataları “Hayk Nahapet” soyundan geldikleri için kendilerine “Hay” ismini vermişlerdir.

Eski Roma İmparatorluğu’nda kayısı “Armenicuum” adı ile biliniyordu. Latince kayısıya “Prunus Armenica” deniyor, İtalyancada eskiden kayısıya “Armenlino” denildiği biliniyor. Bir anlatıya göre, Romalı General Lukullus MÖ 1. yüzyılda Ermeni Kral Büyük Tigran ile savaştıktan sonra Roma’ya kayısı fidanları götürüyor. Roma’da yetişen bu meyvelere “Ermeni eriği” yani Prunus Armeniaca adını veriyorlar, bundan sonra da Ermenistan’ın endemik bir meyvesi olan kayısının Avrupa macerası başlanıyor. Kayısının Arapça adlarından birinin “Tufah al Armani’, yani “Ermeni elması” olmasının sebebi de bu. Akadca kayısıya “Armenu” deniyordu.


Ermeniler 301 yılında Hristiyanlığı kabul etmişler ve Hristiyanlık devletin resmi dini olmuştur. Fakat Ermenistan hiçbir dönem dini kurallar ile yönetilen teokratik bir devlet olmamıştır.


Köklü bir ülke olan Ermenistan coğrafi konumu gereği yüzyıllar boyunca bir savaş sahnesi oluyor. 387 yılında ilk kez Ermenistan, Roma ve Sasani (İran) İmparatorluğu arasında paylaşılıyor. 591 yılında yılında ise Bizans ve Sasaniler arasında çekişmeye sebep olan ülke, 1555 yılında Osmanlı ve Sefeviler arasında paylaşılıyor. 1828 yılında Rusya ve İran arasında bölünen Doğu Ermenistan, 1918 yılında ilk kez bağımsızlığını ilan etse de 1920 yılında Sovyet Ermenistanı adını alıyor. 1922 yılında Ermenistan, Azerbaycan ve Gürcistan birleşerek “Trans-Kafkas Federasyonu”nu kurdular, 1922 yılının son aylarında ise SSCB’ye katıldılar. 


21 Eylül 1991’da bağımsızlığını ilan eden Ermenistan’ı ilk tanıyan ülkelerden biri Türkiye oldu. Tarihi Ermenistan’dan çok küçük bir alana sahip olan Ermenistan’ın komşuları Türkiye, Gürcistan, Azerbaycan ve İran’dır. Karabağ sorunu yüzünden Türkiye ve Azerbaycan’ın ambargo uyguladıkları ve kara sınırlarını kapalı tutukları Ermenenistan’ın diğer iki komşusu olan Gürcistan ve İran ile çok iyi ve köklü siyasi ve ekonomik ilişkileri vardır.


Ermenistan Cumhuriyeti idari olarak on bölge (marz) ve Yerevan şehrinden oluşmaktadır.  


Her marz, merkezi hükümete bağlı olarak hükümetin atadığı valilerce yönetiliyor. Yerevan ve 10 Marz: Ararat (Merkez: Artaşat), Armavir (Merkez: Armavir), Geğarkunik (Merkez: Gavar), Kotayk (Merkez: Hrazdan), Lori (Merkez: Vanadzor), Şirak (Merkez: Gümrü), Syunik (Merkez: Kapan), Tavuş (Merkez: İcevan), Vayots Dzor (Merkez: Yeğegnadzor)

image2

Ermenice - Hayeren

Ermeniler kendi dillerine Hayeren (Ermenice) adını verirler. Ermeni halkı tarafından kullanılan Ermenice Hint-Avrupa dil ailesinde özel ve bağımsız bir alt grup olarak ifade edilir. Dil, Doğu Ermenicesi ve Batı Ermenicesi olarak iki dala ayrılır ve aynı alfabe kullanılır. Doğu Ermenicesi Ermenistan ve İran Ermenileri tarafından kullanılır, Batı Ermenice ise Anadolu’dan kopmuş tüm Diasporanın ve tabii ki İstanbullu Ermenilerin kullandığı dildir. En eski eserlerin yazıldığı Eski Ermenice; yani Kırapar (Grabar) günümüzde sadece bazı din alimleri tarafından anlaşılabilmektedir. Kilisede dualar hala bu dille seslendirilir. Doğu Ermenicesi ve Batı Ermenicesi oldukça farklıdır , örnek vermek gerekirse Türkçe ve Azerbaycan dilleri arasındaki farka benzetilebilir. Batı Ermenicesi, UNESCO'nun Tehlikede olan Dünya Dilleri Atlası’nda "kesinlikle tehlikede olan bir dil” statüsünde yer alır.


Ermenicenin en özel tarafı kuşkusuz kendisine özel bir alfabesi olmasıdır. Ermeni alfabesi, 405 yılında Aziz Mesrop Maştots tarafından yaratılmıştır. Mesrop Maştots, Ermeni harflerini yaratmak hayaliyle öğrencileri ile birlikte Amed (Diyarbakır), Yedesia (Urfa) ve Samosat şehirlerine gidererek farklı dillerde yazılmış olan elyazmalarını incelemesi ile alfabenin belirli bir kısmının yaratım sürecini tamamlamış, efsaneye göre yorgun olduğu bir gece çalışırken uyuya kaldıktan sonra bulamadığı bazı harfler rüyasında kendisine sunulmuştur. 19. yüzyıldan itibaren Ermeni edebiyatı sanki ikiye bölünmüş, Doğu Ermenicesinin merkezi Tiflis ve Yerevan olurken, Batı Ermenicesininki ise İstanbul olmuştur. 

Akademisyen Mehmet Fatih USLU sizin için yazdı: "Ermenice Memleketimin Dillerinden Biriydi."

Ermenistan Rehberini e-kitap olarak okuyabileceğiniz gibi, bilgisayarınıza da kaydetebilirsiniz.