image18

Ararat’ın Eteğinde Khor Virap

Çiğdem MATER, Yapımcı


2006 Temmuz’unda, sonrasında defalarca gideceğimi ve büyük değişimine tanık olacağımı bilmeden, ilk kez Erivan’a gittiğimde elimde upuzun bir yenecek yemek, görülecek yer, tanışılacak insan listem vardı. 


O zamanlar Erivan’a giden az sayıda insanın iki çok kıymetli rehberi vardı, Hrant Dink ve Sarkis Seropyan. Ben Hrant Dink’e sormuş, upuzun bir isim, yer, yemek listesi yapmıştım kendime. Listede Dink’in ‘Erivan’a biraz uzak ama görmeden gelme’ diyerek eklediği Khor Virap Manastırı vardı.Erivan’da yiyerek, içerek, konuşarak geçirdiğimiz günlerin ardından seyahat arkadaşım, seyyahların şahikası Özcan Yurdalan ile birlikte bir sabah, tam da bize tembih edildiği gibi erken bir saatte bir Lada taksiye bindik ve Khor Virap’a doğru yola çıktık. 


Pırıl pırıl bir güneşin altında, uçsuz bucaksız tarlaların arasından geçerek yaklaşık 40 dakika gittik ve hala her görüşümde kalbimi çarptıran o heybetli dağın eteğindeki küçük manastıra vardık. Henüz saat 8 bile olmamıştı ve Khor Virap çoktan ziyaretçilerini ağırlamaya başlamıştı. Pırıl pırıl havada, Ararat’ın heybetine selam duran küçük ama etkileyici yapıya önce uzaktan uzun uzun baktık, sonra nefesimizi dağın oksijenine rağmen azıcık kesen merdivenleri tırmanarak manastırın bahçesine ulaştık. Hayatta gördüğüm en etkileyici manzaralardan biriydi. 


Bu ilk ziyaretin ardından Erivan’a sayısını bilmediğim kadar çok gittim, bir ikisi hariç her seferinde kendime Khor Virap’a gitmek için bir bahane yarattım, ‘Erivan’a gittiğimizde ne yapalım?’ diye bana sorulmaya başlandığında, listemin en tepesinde hep Khor Virap oldu.


Khor Virap, Ermenilere Hristiyanlığı yayan Aziz Aydınlatıcı Krikor’un (Krikor Lusavoriç) on küsur yıl bir kuyuda yaşadığı söylenen manastır. Ermenilerde Hristiyan olduğunu açıklayan ilk kişi olan Kayserili Krikor, Hristiyan olduğu için akıl almaz işkencelerle Khor Virap’ın kuyusuna atılıyor, dul bir kadının kendisine attığı ekmeklerle hayatta kalıyor ve 13 yıl sonra kendisini oraya kapatan Kral Dırtad’ın hastalığına çare olacağı Kral’ın kız kardeşine rüyasında malum olunca kuyudan çıkarılıyor ve Kral Dırtad’ı sağlığına kavuşturuyor. Dırtad, bunun üzerine Hristiyanlığı ordusu ve halkıyla birlikte din olarak kabul ediyor, Ermeniler böylece dünya üzerindeki ilk Hristiyan devlet oluyor ve Krikor Lusavoriç Kayseri’ye Ermenilerin ilk patriği olarak geri dönüyor. Khor Virap da bir hac yeri haline geliyor. 


Kuyu ve manastır haliyle, bir hac yeri, her yıl on binlerce insan bu kutsal ismi anmak için Khor Virap’a geliyor, Krikor Lusavoriç’in kapatıldığı kuyuya iniyor, dua ediyor. 


Elbette mekanın kıymeti kuyudan ve manastırdan geliyor, bir de Ararat’tan. Türkiye sınırını gözünüzle görebildiğiniz bu şahane yapı, Ararat’ın eteklerine kurulmuş. Sadece Lusavoriç’e değil, aynı zamanda ortak coğrafyamızın en heybetli anıtına, Ararat’a bir saygı duruşu olarak minik ve güçlü bir yapı olarak bin küsur yıldır orada duruyor. 


Muazzam terası eğer doğru saatte orada olursanız, size dünyanın en müthiş manzaralarından birini vaat ediyor, Sis ve Masis’i 12 ay üstlerinden inmeyen kar birikintileriyle görebileceğiniz, hiç bir şey düşünmeden sadece bir dağın güzelliğine bakabileceğiniz birkaç saatten kendinizi lütfen mahrum etmeyin. 


Khor Virap’a gitmek için doğru zaman sabah saatleri, gün henüz puslanmadan orada olursanız, manzaranın vaadini anlarsınız. Sabah Erivan’dan bir taksiyle anlaşıp, yaklaşık 20 dolar karşılığında (10 bin Dram) Khor Virap’a gidebilirsiniz, taksi sizi orada bekler ve şehre geri getirir, bu fiyata geri dönüşünüz de dahildir. Taksinin beklemesi şart, yoksa orada kalır, ziyarete gelen arabalardan birine sığışmaya çalışırsınız. 


Ermenistan ziyaretinizin en güzel anlarından biri olacağından eminim, kendinize bu sabahı ve bu geziyi mutlaka armağan edin, pişman olmayacaksınız. Ararat’ın neden ortak coğrafyamızın parçası olduğunu düşündüğümü de, sanırım gördüğünüz anda anlayacaksınız.  


Muazzam terası eğer doğru saatte orada olursanız, size dünyanın en müthiş manzaralarından birini vaat ediyor, Sis ve Masis’i 12 ay üstlerinden inmeyen kar birikintileriyle görebileceğiniz, hiç bir şey düşünmeden sadece bir dağın güzelliğine bakabileceğiniz birkaç saatten kendinizi lütfen mahrum etmeyin.