image1

Yerevan'da Fıstık Ezmesi ve Elma Dilimleri…

Vildan AY, Gazeteci


Sağlıklı atıştırmalıklar dünyasının bu favori kombinasyonu benim için Erivan demek. Bağdaştırması zor, farkındayım. Anlatayım. 


Paris’in ünlü edebiyatçılar ile özdeşleşen ya da Londra’nın trend belirleyen kafeleri ile ilgili sayfalarca edebi metin üretilebilir. Peki ya Ermenistan? Erivan’ın kafeleri bir gezgine bilmediği, görmediği ne önerebilir? Özellikle öne çıkarılacak kadar iyi olabilirler mi? Bu soru işaretleri ile başlayalım. 


Erivan’a ilk gelişimde, bu şehri tekrar ziyaret edip edemeyeceğimden emin değildim. Turistliğin hakkını verip kendimi adanmış bir halde şehrin tarihi ve kültürel yerleri arasında savurdum. Birkaç yıl içinde şehre tekrar gelebileceğimi bilsem biraz soluklanırdım. O zaman kendime sağlamadığım molaların tadını ikinci ziyaretimde uzun uzun çıkardım. Yazının başlığı da öyle bir molanın anısı. 


Erivan uzun yürüyüşler ile aheste aheste keşfedilecek bir şehir. Konfor alanının rahatlığı içinde ana bulvardan biri üstünde aşağı yukarı yürürseniz pek çok güzellik görür, pek çok inceliği ise kaçırırsınız. 


İkinci ziyaretimde ilgimi ayaklarımdan mideme yöneltmiş, mutlu bir mide uğruna oradan oraya yürürken The Green Bean Cafe ile karşılaştım. Şehrin havalısı Cascade’ın yakınlarında, tıpkı Cascade’ın yansıttığı şık ve cool tavra sahipti. O dönemde henüz İstanbul’da yeni yeni açılmaya başlayan kahve ve sağlıklı atıştırmalıklar sunuyordu. 


Çok lezzetli bir öğle yemeği üstüne menüde tatlı olarak daha önce hiç yan yana geldiğini görmediğim bir ikili yer alıyordu: Fıstık ezmesi ve elma dilimleri. Fıstık ezmesi benim kriptonitim, aşil topuğum, zaafım. Üstelik o ana kadar hiç yüzde yüz fıstıktan oluşan bir ezme yemiş değilim. Elma ile birlikte yenebileceğini ise tahayyül etmemişim. Bu ikili, henüz sağlıklı yaşam akımları ile tanışmamış, raw/vegan/glutensiz/şekersiz (ve kuş kondurulmuş) tatlılar ile bezeli kafeleri görmemiş halimin beynine kazındı. 


Benimle evime, işime, arkadaş ortamlarına taşındı.


 Denemesine vesile olduğum her kişide de aynı etkiyi yarattı. Elmayı dilimleyip fıstık ezmesine batırmak gibi basit bir hareket beni dimağlara havalı bir şef, bir gurme olarak taşıdı. 


Başlarken ortaya bıraktığımız soru işaretlerine dönecek olursak bu şehir, canlı kafe kültürü, yenilikçi mekanları, her zevke hitap eden tatları ile uzun uzun anlatılabilecek şehirlerden… 


Günün her saatinde, her öğüne denk gelen bir yer bulmak mümkün. Parklar içinde yer alan geniş kafelerde kalabalık öğle yemekleri, Cascade manzaralı Fransız kafelerinde keyifli kahvaltılar ya da ara sokaklarda aniden karşınıza çıkarak sevindiren küçük kafelerde yeni nesil havalı kahveler denemek mümkün. İster yalnız, ister grup halinde; ister sessizce çalışmak ister bir sohbetin keyfini çıkarmak için, ezcümle amaç ne olursa olsun bu şehirde onun mekansal bir karşılığı var.


Başlarken ortaya bıraktığımız soru işaretlerine dönecek olursak bu şehir, canlı kafe kültürü, yenilikçi mekanları, her zevke hitap eden tatları ile uzun uzun anlatılabilecek şehirlerden…